22 Ekim 2012 Pazartesi

Ön Yazı



Malum okutuğumuz kitaplarda , hep bir ön yazı yazar. Yazar neden bu kitabı yazmış, kim için yazmış vs gibi. Ben de ilk blogumda bundan bahsetmek istiyorum. Lise yi Bilgisayar Bölümünde okudum. Sosyal Medya ve İnternet aşkım o zamanlardan gelme sanırım. Hep bir blogum olmasını isterdim. Ücretsiz sitelerden kendime blog açar, ancak paylaşım için herhangi birşey bulamazdım. Sonunda hayatımda büyük değişikliklerinin olduğu bu dönemde blogumu açtım.

Biraz da kendimden bahsetmek gerekirse ;

90’lı yıllarda soğuk bir kış gecesi dünyaya gözlerimi açmışım. Soğuk bir günde doğmuşum ama bir o kadar da sıcak bir insanımdır J Her neyse… İlkokulu nezih bir yer olan Küplüce İlköğretim Okulu’nda okudum. Sonra hem Kız Meslek olmasından hem de abim ile aynı okul işime gelmediğinden Üsküdar İMKB Kız Meslek Lisesi yollarını suyolu belledik. Tabi o zamanlar ki heves ve tabiî ki puanı yüksek olan herkesin kaçınılmaz mesleği olan Bilgisayar Bölümü’ne yazıldım. Bu olmasaydı Çocuk Gelişimi olacaktı, o kadar yanii (: Bilgisayarın daha power düğmesini bilmezken , Pascal da program yazmaya çalışmak.. Buradan bütün hocalarıma saygılar…
Lisede çalışkan olan Mine, bir o kadar da mütevazı, kibar ve şişman bir kızdı. Ki hala da zayıf olduğu söylenemez J Tamam hikâye modundan çıkıp, anlatıma devam ediyorum. Lise bitti, tatlı bir heyecan O zamana kadar sınavsız geçişten geçemeyen kimseyi görmemiş olan ben, kendimde bir ilki daha yaşadım. Sonuçlar açıklandı, şokkk..  Sınıfımızdan 7 kişi hariç kimse yerleşememiş. Ağladım, zırladım, kimse ile konuşmadım. Her izlediğim diziye ağlar oldum. Yanımda üniversite lafı geçse , odama çekilirdim. Derken atlattık tabi .  Ailemin maddi durumu yeterli olmadığından hafta içi çalıştım, hafta sonu dershaneye gittim. Yakın arkadaşım ile birlikte aynı okulu kazandım. Bilecik Üniversitesi. Düşünün artık bende ki sevinci. Dedem , canımın içi. Hemen bizim için gidip yurt ayarladı. Yerimize yerleştik. Bilecik’te hayatımın en zor zamanlarını, en mutlu, en çok ağladığım, en serbest, en rahat, en çalışkan, en gezgin ve belki de en kendimi yaşadığım zamanlarını geçirdim.
He bunları yaptım ettim de ,ne oldu.. Hiç bir şey.. Okul bittiğinde her şeyden azıcık sudan çıkmış balık gibi kaldık ortada. Sonrası malum kariyer, secret, yenibiris takip listemize alındı. Bir şey bilmediğinden işde bulunamadı. Ve sonunda her 2 yıllık öğrenin mutlaka pes ettiği noktada yardımına koşan Call Centerlar. Basit  bir yer olmasın diye Ziraat Bankası Call Center’ ı seçtim. Tanıdık falan girdik işte. Seçmez olaydım. 1 yıl, 2 ay ım zarar ziyan oldu. Allah onları nasıl biliyorsa öyle yapsın emi.. Adamlar tamamen özgüvenini yok ediyorlar. Sanki o işten başka işte çalışamazmışsın gibi. Hemen nasıl ayrıldığıma geçeyim yoksa beni topa tutacaksınız J
17.11.2011 hayatımın, ailemin dönüm noktası. Ailemizin direği , sevdiğimiz, en kıymetlimiz , gözümüzün nuru dedem o gün telefonla konuştuktan 1 saat sonra beyin kanaması geçirdi. O gece şirkete telefon ettim, olayı anlattım. Ertesi gün gitmedim işe. Yoğunluk olduğu için işyerine gelmemin zorunlu olduğunu söylediler. Telefonda güzel bir atarlandıktan ve bütün sinirimi attıktan sonra istifayı bastım. 3-4 ay hastaneler vs uğraşdık. Mayıs 2012 de bir yazılım firmasına sekreter olarak başladım. Ofis arkadaşlarımın ve bende ki hevesle birlikte Tasarımcılık yolunda adım adım ilerliyorum.
Blogumu açmamdaki amacım ise; benim gibi hayatın akışına kapılıp kendini unutan, ancak içinde hep mesleğini yapma isteği olan arkadaşlara #keşfedilmemiştasarımcı lara öğrendiklerimi gün ve gün yazarak onlarında bir yerden başlamasını sağlamak.
İlk domainimi alıp doğum günümde beni sevindiren Erhan Yakuter ‘ e de teşekkürlerimi bir borç bilirim.. He tabiî ki sıkılmadan beni merak edip , buraya kadar okuduğun için sana da çook teşekkür ederim. J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder