22 Ekim 2012 Pazartesi

Tasarımcılık Yolunda Adım Adım !


Merhabalar,

Web sitesi yapma işlemi genellikle 4 aşamada gerçekleşir:
Web sitesinin tasarımını Photoshop ya da Fireworks gibi bir tasarım programı ile hazırlarsın.
Hazırladığın bu tasarımı CSS/XHTML uyumlu hale getirirsin.
Son olarak da (isteniyorsa) programlama dili giydirirsin. Mesela PHP ya da ASP ile programlarsın yönetim paneli yaparsın vs.
Gerekli SEO ayalarını yapmak. Bu gerçekten önemli.

Şimdi bunları yapabilmek için her şeyi sırasıyla öğrenmek gerekir. Zor değil. Biraz mantık ve azim seni başarıya götürecektir.

1. Web sitesinin tasarımını Photoshop/Fireworks ile hazırlamak

Bu tasarım aşaması işin en zahmetli kısımlarından birisidir. Mesela ben siteyi 30 günde bitiriyorsam 15 gün tasarımla ve siteyi nasıl yapacağımı düşünerek geçiririm. Diğer 15 günde de tasarımı HTML hale getirir sonra gerekirse JavaScript ile foto slayt ya da menü ekler süslerim son olarak da PHP ile kodlarsın.

Peki tasarımı nasıl yapacaksın?
Bu konuda youtube başta olmak üzere video sitelerinde İngilizce Türkçe tonlarca "web site tasarımı nasıl yapılır" , "How to make web site design" şeklinde yazılar var ve güzel de tasarlıyorlar. Tasarım konusunda hiçbir fikriniz yok ise, bunlara bakmanızı tavsiye ederim. Tabii ki ben de elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.

2. CSS/XHTML uyumlu hale getirmek

Bu şu demek; .psd halindeki (photoshop kalıbındaki bir tasarımı) düz html kodları haline getirmektir. Tam bu nokta da kesinlikle devamlı olarak takip etmenizi ve okumanızı tavsiye ettiğim türkçe bir blog var: Fatih Hayrioğlu Bu adam tam bir CSS dahisi. Bu sayfada bulunan bütün yazıları hiyerarşik bir şekilde yukarıdan aşağıya doğru oku. Hatta bu diğer yazı da aklınıza kazınsın. Bu yazılar sayesinde çok iyi bir şekilde CSS öğrenebilirsiniz. Sadece CSS bilmeniz sizin web sitesi tasarımını yapmanızı bile sağlayabilir. Tabii iyi bilmeniz gerekir.
CSS3 ile bir çok şey de yapılabiliyor. Mesela bir resime, yazıya gölge eklemek gibi. Eski CSS kodlamalarında böyle bir şey yoktu. Diğer bir örnek de oval köşeli kutuları CSS3 ile iki satır kod sayesinde yapabiliyorsunuz mesela. Ama eski kodlamada bu mümkün değil. İlk önce CSS'i öğrenmelisiniz. Sonrasında da Photoshop kalıbından CSS/XHTML hale nasıl getireceğinden bahsedeceğim.

3. Programlama Yapmak

Her şey hazır. Siteyi HTML olarak herşeyiyle yaptınız. Fakat güncellenmesini istiyorsunuz? Bu nasıl olacak? Bir programlama diline ihtiyacınız var. Bunlardan (bence) en basiti PHP. Ve kaldı ki Php ile ilgili ücretsiz tonlarca hazır kod da var internette. Php ile yönetilebilir bir web sitesi nasıl yapabilirsiniz? Bu konuyu da elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.

4. Gerekli SEO ayalarını yapmak.

Sadece siteyi yapıp yayınlamak da yetmiyor bazen. Bir müşteriniz var diyelim. Siteyi yaptınız sonrasında da "Bu site google'da çıkacak mı? Bana faydası ne olacak?" diye soracaktır. Bu konuda da bir çözüm var.
Yaptığınız sitelerin doğal yollarla Google'da ilk sırada çıkmasını sağlayabilirsiniz. Fakat bu biraz zaman alır. Biz buna SEO (Search Engine Optimation - Arama Motoru Optimizasyonu) diyoruz. Sadece bu alanda kendini uzman olarak yetiştiren kişilerde var. Mesela ilyasteker.com bunlardan birisi.  İyidir kendi alanında. Mynet'de çalıştı şimdi de iProspect‘de çalışıyor.  SEO konusunda onun blogunu okuyabilir, takip edebilirsiniz.
SEO konusunda sizin için etkili olacağını düşündüğüm diğer site de SEO Teknikleri. Bu ve ilyas'ın sitesindeki yazıları sondan başlayarak güncel yazılarak doğru okuyabilirsiniz.  SEO konusunda her tasarımcının bilgisi olmalı. Mesela Google'ın arama sonuçlarını nasıl gösterdiğini bilmeniz yapacağınız web sitesini üst sıralara nasıl taşıyacağını gösterir.
Faydalı olması dileğiyle...

Ön Yazı



Malum okutuğumuz kitaplarda , hep bir ön yazı yazar. Yazar neden bu kitabı yazmış, kim için yazmış vs gibi. Ben de ilk blogumda bundan bahsetmek istiyorum. Lise yi Bilgisayar Bölümünde okudum. Sosyal Medya ve İnternet aşkım o zamanlardan gelme sanırım. Hep bir blogum olmasını isterdim. Ücretsiz sitelerden kendime blog açar, ancak paylaşım için herhangi birşey bulamazdım. Sonunda hayatımda büyük değişikliklerinin olduğu bu dönemde blogumu açtım.

Biraz da kendimden bahsetmek gerekirse ;

90’lı yıllarda soğuk bir kış gecesi dünyaya gözlerimi açmışım. Soğuk bir günde doğmuşum ama bir o kadar da sıcak bir insanımdır J Her neyse… İlkokulu nezih bir yer olan Küplüce İlköğretim Okulu’nda okudum. Sonra hem Kız Meslek olmasından hem de abim ile aynı okul işime gelmediğinden Üsküdar İMKB Kız Meslek Lisesi yollarını suyolu belledik. Tabi o zamanlar ki heves ve tabiî ki puanı yüksek olan herkesin kaçınılmaz mesleği olan Bilgisayar Bölümü’ne yazıldım. Bu olmasaydı Çocuk Gelişimi olacaktı, o kadar yanii (: Bilgisayarın daha power düğmesini bilmezken , Pascal da program yazmaya çalışmak.. Buradan bütün hocalarıma saygılar…
Lisede çalışkan olan Mine, bir o kadar da mütevazı, kibar ve şişman bir kızdı. Ki hala da zayıf olduğu söylenemez J Tamam hikâye modundan çıkıp, anlatıma devam ediyorum. Lise bitti, tatlı bir heyecan O zamana kadar sınavsız geçişten geçemeyen kimseyi görmemiş olan ben, kendimde bir ilki daha yaşadım. Sonuçlar açıklandı, şokkk..  Sınıfımızdan 7 kişi hariç kimse yerleşememiş. Ağladım, zırladım, kimse ile konuşmadım. Her izlediğim diziye ağlar oldum. Yanımda üniversite lafı geçse , odama çekilirdim. Derken atlattık tabi .  Ailemin maddi durumu yeterli olmadığından hafta içi çalıştım, hafta sonu dershaneye gittim. Yakın arkadaşım ile birlikte aynı okulu kazandım. Bilecik Üniversitesi. Düşünün artık bende ki sevinci. Dedem , canımın içi. Hemen bizim için gidip yurt ayarladı. Yerimize yerleştik. Bilecik’te hayatımın en zor zamanlarını, en mutlu, en çok ağladığım, en serbest, en rahat, en çalışkan, en gezgin ve belki de en kendimi yaşadığım zamanlarını geçirdim.
He bunları yaptım ettim de ,ne oldu.. Hiç bir şey.. Okul bittiğinde her şeyden azıcık sudan çıkmış balık gibi kaldık ortada. Sonrası malum kariyer, secret, yenibiris takip listemize alındı. Bir şey bilmediğinden işde bulunamadı. Ve sonunda her 2 yıllık öğrenin mutlaka pes ettiği noktada yardımına koşan Call Centerlar. Basit  bir yer olmasın diye Ziraat Bankası Call Center’ ı seçtim. Tanıdık falan girdik işte. Seçmez olaydım. 1 yıl, 2 ay ım zarar ziyan oldu. Allah onları nasıl biliyorsa öyle yapsın emi.. Adamlar tamamen özgüvenini yok ediyorlar. Sanki o işten başka işte çalışamazmışsın gibi. Hemen nasıl ayrıldığıma geçeyim yoksa beni topa tutacaksınız J
17.11.2011 hayatımın, ailemin dönüm noktası. Ailemizin direği , sevdiğimiz, en kıymetlimiz , gözümüzün nuru dedem o gün telefonla konuştuktan 1 saat sonra beyin kanaması geçirdi. O gece şirkete telefon ettim, olayı anlattım. Ertesi gün gitmedim işe. Yoğunluk olduğu için işyerine gelmemin zorunlu olduğunu söylediler. Telefonda güzel bir atarlandıktan ve bütün sinirimi attıktan sonra istifayı bastım. 3-4 ay hastaneler vs uğraşdık. Mayıs 2012 de bir yazılım firmasına sekreter olarak başladım. Ofis arkadaşlarımın ve bende ki hevesle birlikte Tasarımcılık yolunda adım adım ilerliyorum.
Blogumu açmamdaki amacım ise; benim gibi hayatın akışına kapılıp kendini unutan, ancak içinde hep mesleğini yapma isteği olan arkadaşlara #keşfedilmemiştasarımcı lara öğrendiklerimi gün ve gün yazarak onlarında bir yerden başlamasını sağlamak.
İlk domainimi alıp doğum günümde beni sevindiren Erhan Yakuter ‘ e de teşekkürlerimi bir borç bilirim.. He tabiî ki sıkılmadan beni merak edip , buraya kadar okuduğun için sana da çook teşekkür ederim. J